Featured Posts

Odtü'de faşizm

Kayıt olmak isteyenleri ne hale getirdiler!

Başörtülü adaylar geliyor

Mecliste neler olacak

Özel'den Suriye açıklaması

'Endişeye gerek yok!'

Erdoğan Suriye için tarih verdi

Operasyon hakkında ilginç ifadeler kullandı

Kimyasal rapor açıklandı

'Katliamı Esed Rejimi yaptı'

Esad Türkiye'ye misilleme mi yapacak?

The Daily Paragraph ne diyor?

Karma eğitim ombudsmanda

Veliler rahatsız!

Davutoğlu'ndan Suriye açıklaması

"O" eleştirilere cevap verdi

Suriye'de savaş planı

Suriye nasıl vurulacak?

‘Yalçınkaya için savcılar göreve’

Keser döner, sap döner...!

Ankara'da savaş senaryoları

Türkiye operasyonunun neresinde olacak?

Abd'den saldırı tarihi geldi!

Obama'nın işareti bekleniyor

Suriye'den flaş açıklama!

Her türlü yola başvururuz!

Devlet Mursi'ye tuzak kurdu

Baradey'den flaş açıklama

Kurtlar Vadisi Pusu

Penguenli 11.sezon fragmanı yayınlandı

Suriye'ye müdahaleye örtülü onay

Kimyasal silah kullanan Esed'e ceza geliyor!

Mursi Fidan'la neleri konuştu?

İşte madde madde başlıklar

Araplar'a darbeyle gelen dev servet

Heryerden kazandılar

Mursi'nin vasiyet gibi son konuşması

Olacakları öngörmüş

Flaş açıklama: Türkiye ile anlaştık

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda anlaşma sağlandı.

Reuters, İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Türkiye ile İsrail'in ilişkilerin normalleştirilmesi için anlaşmaya vardığını duyurdu.

Türkiye ile İsrail ilişkilerinin normalleşmesi süreci kapsamında iki ülkenin heyetleri Roma'da bir araya gelmişti.

Başbakan Yıldırım, bir süredir İsrail ile yürütülen müzakerelerde varılan aşamayla ilgili yarın saat 13.00'te Çankaya Köşkü'nde açıklamalarda bulunacak.

TÜRKİYE NE İSTİYOR?

Türkiye, İsrail ile anlaşmak için 3 şart ileri sürmüş ve bu şartlardan asla taviz verilmeyeceği belirtilmişti. Mavi Marmara saldırı nedeniyle resmi özür dilenmesini isteyen Türkiye, saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınları başta olmak üzere tazminat ödenmesi ve en önemlisi de Gazze üzerinde uygulanan ve Gazze'yi açık hava hapishanesine çeviren abluka sorunu. Türkiye, Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılmaması durumunda İsrail ile ilişkilerin hiçbir şekilde düzelmeyeceğini açıklamıştı.

Mihvak 'Kardeşlik İftarı' Sloganıyla Geleneksel İftarının 13.sünü Gerçekleştirdi

Ankara'daki Merkez İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Vakfı (Mihvak), her yıl düzenlenen geleneksel iftar programının 13.sünü Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi bahçesinde gerçekleştirdi.

Ankara'da faaliyet gösteren Mihvak, yaklaşık 5600 mezunun ve birçok misafirin de katılımıyla iftar programı düzenledi. İftar programında Mihvak Başkanı Sinan Aksu, Ankara İmam Hatip Platformu Başkanı Eyüp Aksoy, Mihvak Yönetim Kurulu'ndan üyeler, Genç Mihvak'ın Başkanı Ak Parti Gençlik Kolları MKYK üyesi Mehdi Kasapoğlu ve birçok isim katıldı.

    İftar Programına katılanlar arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Ak Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal ve çok sayıda siyaset ve toplumun önde gelen ismi vardı.

    İftar programında Mihvak Başkanı Sinan Aksu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek,  Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak konuşma yaptı.




   Bu Yıl 13.sü Düzenlenen İftar Programından Görüntüler
















   'Kardeşlik İftarı' Sosyal Medyada Büyük İlgi Gördü

   Mihvak'ın 'Kardeşlik İftarı' sloganı ile başlattığı twitter hashtag çalışması Twitter'da büyük ilgi gördü ve bu konu ile ilgili sosyal medyada etkin olan isimler bu hashtagi kullanarak paylaşımlar yaptı.















































































































'Oruca fetva verirken din âlimi miydin!'

Yaptığı maç yorumuna ‘uzmanlık alanı değil’ diyerek kızıp TRT’ye ambargo koyan Fatih Terim’e, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’den cevap geldi: Gıda mühendisi değilim ama yemeğin tadını bilirim.

Fatih Selek İstanbul
Tarih profesörü Ahmet Şimşirgil, Türkiye’nin 3-0 yenildiği İspanya maçından sonra TRT’de yaptığı yorumla geceye damgasını vurdu. Hezimetin ardından kameralar karşısına geçen Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Şimşirgil’i eleştirdi. Önceki günkü Çek karşılaşmasından sonra da tepki için TRT’den soru almadı. Terim’in hareketine Ahmet Şimşirgil’den cevap gecikmedi. Yaşananları gazetemize anlatan Şimşirgil şunları söyledi:

O MAÇTA RUH EKSİKTİ

Hocam o gece ne demek istediniz?

Gündem Ötesi’ne konuk oldum. Programdan önce maçı izledik. Açıkçası mücadelesiz, gayretsiz, heyecansız, koşmayan bir millî takımımız vardı. Netice itibarıyla bütün herkes izliyor. Bigâne kalamıyorsunuz. Program başladığında sunucu, üzgün olduğunu ifade etti. Ben de millî takımın asıl yenilmesine değil, futbolcularda bir iştah olmadığına üzüldüğümü söyledim. Bizim oyuncularımız, seçilmiş insanlar. Yeteneksiz, kalitesiz, başarısız değiller ki... 11 kişi koca bir milleti temsil ediyor. İspanya maçında eksik olan bir şey vardı, o da ruhtu. Buradan hareketle tarihten bir iki misal verdim. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul önüne geldiğinde 70 bin kişilik ordunun yarım saat içinde nasıl yerleştiğini anlattım. Neticede bir tarih programı, ben de meseleyi tarih şuuruna getirdim. İnsanlar bütün herkesi ilgilendiren alanlarda bunu hep yapar. Tıp tarihi var, futbol tarihi var, her şeyin tarihi var.

TERİM BENİ DİNLEMEMİŞ

Fatih Terim’in sözlerinizi eleştirmesi tartışmayı da beraberinde getirdi. Terim size “Uzman değil” imasında bulundu. Ne dersiniz?
Beni üzen en önemli nokta şu; Fatih Terim beni dinlememiş. Ya birilerinin dolduruşuyla ya da gazete kupürleriyle bir şeyler söyledi. Güya ben “Futbolcuları alın gelin, yapamıyorsunuz” demişim. Bunu demedim ki... Madem bir muhataba cevap vereceksiniz, onu iyice dinlemelisiniz. Önce “koskoca tarih profesörü” diyorsunuz, sonra millî takıma dedim diyorsunuz. Ayrıca biz koskoca profesör de değiliz. Fakat ne söylemiş diye önce bir dinlenir. Beni dinlemeden konuştu. İkincisi; profesör söyleyemezmiş. Pekiyi Fatih Terim, ramazanın başında oruçla ilgili konuşurken kendisi din âlimi miydi? Bir kişi yanlış söylediği zaman ‘İlmince konuş’ derler. Mesela, Fatih Terim, ‘Gençler siz seferisiniz, seferilikte oruç farz değildir. Tutmayabilirsiniz. Kaza edersiniz’ deseydi Türkiye’de bir tek kişi itiraz edemezdi. Çünkü doğru bir söz... Ben hangi yanlış sözü söyledim ki Terim bana tarihçiliğimi hatırlatıyor? Gıda mühendisi değilim ama akşam yediğim yemeğin lezzetli mi değil mi, tuzlu mu tuzsuz mu olduğunu anlarım. O zaman gıda mühendisi mi söyleyecek bunu? Kaldı ki Terim’e falan oyuncuyu niye oynatmadın, şu oyuncu niye bu mevkide oynadı da demedim. Bunları da demiş olabilirdim. Sen nereden biliyorsun benim neyi bilip neyi bilmediğimi? Tarihçi olduk diye hiç bir şeyden anlamaz mıyız? Din, spor, edebiyat bilmez miyiz?

TRT’NİN NE SUÇU VAR?

Peki Terim, TRT’ye ambargo koydu. Bu konuda ne diyorsunuz?
Aslında Fatih Terim sıkıntılı. Bu onu gösteriyor. Kendisine bizim de tasvip etmediğimiz hakaretler yapıldı. Kızılacak noktaya kızmayıp, kızılmayacak şeye kızıyor. Bunu anlamak mümkün değil. Ben TRT’nin maaşlı bir adamı değilim. TRT’de program da yapmıyorum. Bir arkadaş davet ediyor ki bu beni ilk çağırışı değil, bir yorum yapıyorum. TRT’nin burada ne suçu olabilir? Benim üzerimden yine hata yapıyor. Bu Türkiye’nin televizyonu ve sen Türkiye’nin antrenörüsün. Fatih Terim, bulunduğu mevkiyi bilmiyor. Kibir sahibi olmayacaksın. Kibir yanlış yaptırıyor insana. Sen 78 milyonu temsil ediyorsun. Bunun hakkını vereceksin. Bunları söylemenin nesi suç? Millet için oynamadınız mı ki konuşmayarak milleti cezalandırıyorsun?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sırça köşk gibi paramparça oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paralel devlet yapılanması adı verilen ihanet çetesinin akıbetini hep birlikte gördük, görüyoruz. Bir dönem neredeyse her alanda ülkemizin en büyük, en güçlü, en yaygın sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan paralel yapı, ihanetinin ortaya çıkmasıyla sırça bir köşk gibi paramparça olmuştur." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Paralel devlet yapılanması adı verilen ihanet çetesinin akıbetini hep birlikte gördük, görüyoruz. Bir dönem neredeyse her alanda ülkemizin en büyük, en güçlü, en yaygın sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan paralel yapı, ihanetinin ortaya çıkmasıyla sırça bir köşk gibi paramparça olmuştur." dedi.

"YILMAK YOK, BU YOLDA DEVAM EDECEĞİZ"

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı konuşmasında, "Nasıl ki şu anda çok kararlı operasyonlar sürdürdük, sürdürüyorsak, milletimizin huzurunu tesis edene kadar bu terörle mücadeleyi, can güvenliği, mal güvenliği konusunda sorumluluğu olan bir devletin başı olarak Allah'ın izniyle başaracağız. Yılmak yok, bu yolda devam edeceğiz, kararlıyız." diye konuştu.

Cumhurbaşkarı Recep Tayyip Erdoğan, "Paralel devlet yapılanması adı verilen ihanet çetesinin akıbetini hep birlikte gördük, görüyoruz. Bir dönem neredeyse her alanda ülkemizin en büyük, en güçlü, en yaygın sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan paralel yapı, ihanetinin ortaya çıkmasıyla sırça bir köşk gibi paramparça olmuştur." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldiği iftarda yaptığı konuşmada, Ramazan ayının yarısının geçildiğini belirterek, Ramazan Bayramına da aynı aşk ve heyecanla kavuşturması dileğinde bulundu.

STK'larının çok büyük bölümünün faaliyetlerini yakinen bildiğini belirten Erdoğan, eğitimden sağlığa, hukuktan insan haklarına, çocuklara sahip çıkmaktan yoksullara yardım etmeye kadar geniş alanda inşa ve ihya faaliyeti yürüten STK'lara şahsı ve milleti adına şükranlarını ifade etti.

Herşey gibi sivil toplum kuruluşlarının da insanla var olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu hayır müesseselerinin kurulmasında, büyümesinde, faaliyetlerinde emeği olan herkese teşekkür etti.

Türkiye'de STK'ların, devlete, hükümete rağmen hatta onlara karşı çalışan kurumlar olarak görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, "Devletle millet arasındaki kopukluğun bir tezahürü olan bu yanlışı geçtiğimiz 14 yılda verdiğimiz mücadeleyle büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Tamamen bitti diyemem, hala birçok engeller ne yazık ki var." diye konuştu.

Bugün devlet millet kaynaşmasının en güzel görüldüğü alanların başında sivil toplum faaliyetlerinin geldiğini belirten Erdoğan, "Milletimizin tüm renklerini, tüm birikimini, tüm zenginliğini, gerçek potansiyelini ortaya koyan sivil toplum kuruluşlarımızla kamu kurumlarımız artık el ele omuz omuza faaliyet gösteriyorlar. İllerimizde valiliklerimiz, ilçelerimizde kaymakamlıklarımız, belediyelerimiz, bakanlıklarımızın oralardaki temsilcisi olan kurumlar sivil toplum kuruluşlarımızın en büyük yardımcılarıdır, öyle olmak zorundadır. Çünkü sivil toplum kuruluşlarımızın herbiri kamu yararına çalışan yani millete hizmet eden, bunu da meccanen yapan kuruluşlarımızdır. Bu bakımdan her türlü desteği, her türlü teşviki sonuna kadar hak ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

"PARALEL YAPI, İHANETİNİN ORTAYA ÇIKMASIYLA, SIRÇA BİR KÖŞK GİBİ PARAMPARÇA OLMUŞTUR"

"Sivil toplum kuruluşu görüntüsü altında ülkesine ve milletine düşmanlık eden yapıların elbette var" ifadesini kullanan Erdoğan, "Milletimiz kimin hayrına çalıştığını, kimin de şer işler peşinde olduğunu görüyor, bunun takdirini de çok iyi yapıyor. İşte Paralel Devlet Yapılanması adı verilen ihanet çetesinin akıbetini hep birlikte gördük, görüyoruz. Bir dönem neredeyse her alanda ülkemizin en büyük, en güçlü, en yaygın sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan Paralel Yapı, ihanetinin ortaya çıkmasıyla, sırça bir köşk gibi paramparça olmuştur." şeklinde konuştu.

Bugüne kadar devletle, güvenlik güçleriyle, adaletle başı dara düşen sivil toplum kuruluşlarına milletin sinesinin güvenli liman olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Ama milletimiz Paralel Yapıyı, sinesine yaklaştırmamış, temsilcileriyle de arasına mesafe koymuştur. Akıl, vicdan ve ahlak sahibi herkes için bu tablodan çıkartılacak çok büyük dersler vardır. Milleti kandırdığını sanan aslında kendini kandırır, millete sırtını dönen aslında kendi varlığına sırtını dönmüş olur. Çünkü sivil toplum faaliyetleri Allah rızası için ve millete, insanlığı hizmet amacıyla yapılır. Başka bir niyet varsa yapılan işin adı sivil toplum faaliyeti olmaz. Kimsenin kendi ticaretine de kendi ihanetine de kendi enaniyetine de bu kuruluşları alet etmeye hakkı yoktur. Aksi bir tutum herşeyden önce Gayretullah'a dokunur. Rabbim bizi yalnızca rızası için çalışan kullarından eylesin." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, iftara katılan STK'ların bu doğrultuda hizmet verdiğini bildiğini, buna inandığını kaydetti.

"HER DOĞUM SANCILI, HER DEĞİŞİM SIKINTILI OLUR, BEDEL İSTER"

Milletlerin, devletlerin ve coğrafyaların tarihlerinde önemli dönüm noktaları, kritik yol ayırımları olduğunu işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz de, coğrafyamız da, ülkemiz de, milletimiz de işte böyle bir dönemden geçiyoruz. Her doğum sancılı, her değişim sıkıntılı olur, bedel ister. Ülkemizde terörle mücadele sırasında 'bir gül bahçesine girer gibi' toprağa düşen şehitlerimiz kanlarıyla, canlarıyla milletimiz adına bu bedeli ödeyen kahramanlarımızdır. Suriye'de 6 yılda hayatını kaybeden 500 bini aşkın insan tüm coğrafyamız adına bu bedeli ödeyen mazlumlardır. Çeşitli ülkelerde cezaevlerinde çile çeken, darağaçlarında son nefeslerini veren kardeşlerimiz de bu sürecin bedelini ödüyorlar. Çekilen acılar verdiğimiz kayıplar elbette yüreğimizi yakıyor. Ama biliyoruz ki hiçbiri boşuna gitmeyecek.

Malazgirt'te Sultan Alparslan'ın, Konya'da Sultan Kılıçarslan'ın, Bursa'da Orhan Gazi'nin, İstanbul'da Sultan Fatih'in, Çanakkale'de çeyrek milyon isimsiz kahramanın gayreti nasıl boşa gitmediyse bugünkü fedakarlıklar da boşa gitmeyecektir. Eğer ölçü karşımızdakilerin gücü, cesameti, büyüklüğü olsaydı bu mücadelelerin hiçbirine girişmeye cesaret edemezdik. Ecdadımız ne yapmıştır? Yeri geldiğinde kefenini giyip ordusunun başına geçerek bazen farklı taktikler geliştirerek, kimi zaman da hiçbirine ihtiyaç duymadan sadece yüreğini ve bileğini ortaya koyarak mücadele etmiş ve sonunda zafere ulaşmıştır."

Bugün iftiharla yad edilen bu zaferlerin ortak özelliğinin devlet ve milletin aynı hedefe yönelerek kazanılması olduğunu dile getiren Erdoğan, "Eğer Mehmetçiğin tüfeğiyle, polisin tabancasıyla, ak sakallı dedenin, başı yazmalı ninenin duası buluşmuyorsa böyle büyük başarılar elde edemezsiniz." diye konuştu.

"BU KAYANIŞMA BİRİLERİNİ RAHATSIZ EDİYOR"

Kamu kurumlarının duvarları arkasındaki gündemle okul bahçelerindeki, cami avlularındaki, çay ocaklarındaki gündem ve bakış açısının örtüşmemesi durumunda hedeflere ulaşılamayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bizim Türkiye'deki en büyük başarımız işte bunu sağlayabilmiş olmamızdır. Tabii bu kaynaşma, bu birliktelik birilerini rahatsız ediyor. Bu karın ağrısıyla toplumun bir kesimini kendi milletine, devletine düşman etmenin çabası içindeler. Medyanın da çanak tutmasıyla insanları inançları, kökenleri, hayat biçimleri üzerinden birbirleriyle çatıştırmak için adeta seferberlik ilan etmiş durumdalar. Nerede kanayan bir yara görürlerse hemen gidip onu kanırtmaya, yarayı kangrene dönüştürmeye çalışıyorlar. Bunun için kimi zaman 'ağaç, çiçek, böcek' diyerek kimi zaman 'kadın, çocuk' diyerek kimi zaman daha basit gerilimler üzerinden ortalığı karıştırıyor, ülkenin huzurunu kaçırıyorlar. Dikkat edin bahane ne olursa olsun tahrikçiler, basına fotoğraf verenler, polisle tartışanlar, çevredekileri galeyana getirenler aynı simalardır. Herbiri adeta birer profesyonel provokatör. Ama artık bunlar da kesinlikle deşifre oldular. Giderek daha az itibar görüyorlar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin geleceğine, hedeflerine, kadrolarına, adamlarına sahip çıktığını her olayda gösterdiğini vurgulayarak, "Şundan emin olunuz, istikametimiz doğrudur, niyetimiz hasbidir, hesabi değildir. İşlerimiz harbi olduğu müddetçe bu destek çoğalarak sürecektir. Milletin desteği arkasında olan bir kişi, bir kurumu yedi düvel bir araya da gelse evelallah yıkamaz." ifadesini kullandı.

"BATI'NIN MANTALİTESİ"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Batı’nın mantalitesi şöyle çalışıyor, 'iyi terörist, kötü terörist', anlayış bu. Bu anlayışı tersine Allah’ın izniyle biz çevireceğiz. Onun için yılmıyoruz. Nasıl ki şu anda çok kararlı operasyonlar sürdürdük, sürdürüyorsak, milletimizin huzurunu tesis edene kadar bu terörle mücadeleyi, can güvenliği, mal güvenliği konusunda sorumluluğu olan bir devletin başı olarak Allah'ın izniyle başaracağız. Yılmak yok, bu yolda devam edeceğiz, kararlıyız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle iftarda bir araya geldi.

İftar sonrası davetlilere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletle milletin kucaklaşması gibi aynı duygularla benzer hedefler için çalışan sivil toplum kuruluşlarının kendi içlerindeki birliği, beraberliği ve dayanışmasının da çok önemli olduğunu vurguladı.

"Atalarımız boşuna ‘bir elin nesi var, iki elin sesi var’ dememişler" şeklinde konuşan Erdoğan, "Onun için sivil toplum örgütlerimizin dayanışması, birlik, beraberlik içerisinde olması hem hedefler için hem de ülkemiz, milletimiz için çok büyük şeyler ifade ediyor. Burada bulunan veya gönülleri bizimle birlikte olan sivil toplum kuruluşlarımızın pek çoğu tek tek zorlandıkları nice sorunun üstesinden birlikte hareket ettiklerinde kolayca gelebildiklerini göreceklerdir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde ve yurt dışında karşımıza çıkan sıkıntıların arka planına baktığımızda aynı gaye ile bir araya gelen sivil toplum kuruluşu görünüşlü yapıların izlerini görüyoruz. Ermeni terör örgütleri yıllarca aynı şekilde çalıştı. Şimdi bölücü terör örgütünün, paralel ihanet şebekesinin aynı yöntemi kullandığını görüyoruz." diye konuştu.

"ÖRNEK BİR DAYANIŞMA GÖSTERMENİZİ BEKLİYORUM"

Özellikle son üç yılda yaşanan önemli hadiselerde sivil toplum kuruluşlarının güçlü desteğini yanlarında görmenin memnuniyeti içerisinde olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden diğer konularda da aranızda böyle örnek bir dayanışma göstermenizi bekliyorum. Terörle mücadelemizde, çeşitli ülkelerle yaşadığımız sıkıntılarda, 2023 hedeflerimize ulaşma konusunda özetle istiklal ve istikbal mücadelemizin her safhasında böyle güçlü bir dayanışmaya ihtiyacımız var. Her birinizin bu anlayışta ve gayrette olduğunuzu biliyorum. Ama sizlerden ricam şudur, daha fazlası, daha fazlası, daha fazlası." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son gelişmeleri görüyoruz, Avrupa Parlamentosu’nun koridorlarında bakıyorsunuz bir YPG terör örgütünün paçavraları asılı ve onun önünde de ülkemizdeki bölücü terör örgütünün parlamentoya destekleriyle soktuğu kişiler poz veriyor. Ve bunu Batı’ya söylediğimizde hepsinin söylediği şey şu, 'ama onlar DAİŞ’e karşı'. Eğer DAİŞ’e karşı olanlar terör örgütü değilse o zaman El-Nusra’ya niye terör örgütü diyorsunuz? El-Nusra da DAİŞ’e karşı, çok ciddi bir mücadele veriyor. Bu Batı’nın mantalitesi şöyle çalışıyor, 'iyi terörist, kötü terörist', anlayış bu. Bu anlayışı tersine Allah’ın izniyle biz çevireceğiz. Onun için yılmıyoruz. Nasıl ki şu anda çok kararlı operasyonlar sürdürdük, sürdürüyorsak, milletimizin huzurunu tesis edene kadar bu terörle mücadeleyi, can güvenliği, mal güvenliği konusunda sorumluluğu olan bir devletin başı olarak Allah'ın izniyle başaracağız. Yılmak yok, bu yolda devam edeceğiz, kararlıyız."

"KORKUYU KORKUTLADIĞINIZ SÜRECE HER ZAMAN MAĞLUPSUNUZ"

Başbakan Binali Yıldırım’ın bugün Ağrı’da vatandaşlarla iftar ve açılış töreninde, kendisinin de geçtiğimiz hafta Mardin’de Mehmetçiklerle iftarda bir araya geldiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan, ramazan sonrası bütün buraları tek tek dolaşacağız. Yılmak yok, korkuyu korkutmadığınız sürece her zaman mağlupsunuz, bunu bilmelisiniz." dedi.

Tüm davetlilerin ramazanı şerifini tebrik eden Erdoğan, katılımları dolayısıyla davetlilere teşekkürlerini iletti.

NOTLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, eşi Emire Erdoğan ile birlikte konukları ağırladığı iftarda Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ve eşi Şule Kaynak da hazır bulundu.


TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Yeşilay Genel Başkanı Mücahit Öztürk'ün de katıldığı iftarda, İstanbul Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı'ndan Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Orhan Kavuncu'ya, İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Lütfi Doğan'dan ARDEVE Başkanı Ali Rıza Demircan'a, KADEM Genel Başkanı Emine Sare Aydın'dan TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut'a ve Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Şahin Usta'ya kadar çeşitli vakıf ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden yaklaşık 450 kişi yer aldı.

Donald Trump: Müslümanları fişlemeliyiz

Cumhuriyetçilerin muhtemel başkan adayı Trump, “Fişlemenin ülke olarak üzerinde durmaya başlamamız gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. İsrail’e bakın, diğerlerine bakın bunu yapıyorlar ve başarılı bir şekilde uyguluyorlar. Fişleme kavramından nefret ediyorum ama aklımızı kullanmalıyız” dedi.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin muhtemel başkan adayı Donald Trump, ülkede yaşayan Müslümanların terörle mücadele kapsamında fişlenmesini “ciddi bir şekilde” düşünmeleri gerektiğini söyledi.

ABD’de kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin olası başkan adayı Trump, telefonla katıldığı CBS televizyonundaki programda yine Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulundu.

Programda, geçtiğimiz hafta sonu Orlando’da meydana gelen saldırının ardından ülkede terör olaylarının önlenmesine yönelik atılacak adımlar konuşulurken Trump’a daha önce ülkedeki Müslümanların fişlenmesi önerisi hatırlatıldı.

Trump, daha önceki açıklamalarının arkasında durarak, şunları kaydetti:

“Fişlemenin, ülke olarak üzerinde durmaya başlamamız gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. Diğer ülkeler bunu yapıyor. İsrail’e bakın, diğerlerine bakın bunu yapıyorlar ve başarılı bir şekilde uyguluyorlar. Fişleme kavramından nefret ediyorum ama sağduyulu olmaya başlamamız gerekiyor, aklımızı kullanmalıyız”.

Fişleme seçeneğine “ciddi bir şekilde” yönelmeleri gerektiğini dile getiren Trump, “Bunu diğer ülkeler yapıyor, bu yapılacak, kötü bir şey değil.” ifadesini kullandı.

Trump, ayrıca ülkedeki Müslüman toplumunun, şüpheli gördüklerini yetkililere bildirmediği iddiasında bulundu.

ABD’deki camilerin kontrol altında tutulmasının gerekliliğini de dile getiren Trump, buna Avrupa’dan örnek vererek Fransa’nın camileri kapattığını anlattı.

Trump, daha önce de 2015 sonunda San Bernardino’da meydana gelen saldırının ardından Müslümanların ABD’ye girişinin yasaklanması, ülkedeki Müslümanların ve camilerin takip edilmesi gerektiğini söylemişti.

Savcımızı şehit eden teröriste övgüler dizdiler!

Sol terörizmine övgüler dizilen şarkılarla nam salmış olan Grup Yorum'un konserine bağlanan DHKPC'li teröristin ailesi, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden terörist oğulları üzerinden propaganda yaptı.


16 Haziran 1950'de ezan aslına çevrildi

1932 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınladığı bir bildiriyle o zamana kadar aslına (Arapça haliyle) uygun şekilde okunan ezanın Türkçe okunması kararlaştırıldı. Bu, o tarihte körpelik yıllarını yaşayan devletin inkılaplarından biriydi. Bu arada bir ekleme yapalım: Ezanın Türkçe okunmasına dair görüşler ilk kez Tanzimat döneminde kimi aydınlarca dile getirilmişti. Zaten 1923’ te kurulan Cumhuriyet Tanzimat’tan beri devam eden sürecin radikalize olmasıydı. Bir de Cumhuriyet’i ilan eden kadroyu fikirleriyle etkileyen Ziya Gökalp’in "Bir ülke ki, camiinde Türkçe ezan okunur. “ şeklinde başlayan şiirini unutmamak gerekir. Türkçe ezanı dinlemek isteyen internetten ulaşabilir.

Türkçe ezan uygulaması 18 yıl sürdü. 14 Mayıs 1950 günü halkın oylarıyla Demokrat Parti’nin halkın oylarıyla iktidara gelmesiyle tek parti iktidarı sona ermiş oldu. Demokrat Parti iktidara geldikten sonra tek parti döneminin yaptığı tahribatları onarmaya başladı ve kısa bir süre sonra ezanın Arapça okunması kararlaştırıldı. Böylece 18 yıl boyunca orijinal haliyle okunamayan ezan özüne dönmüş oldu. O günden bugüne ezan aslına uygun şekilde okunagelmektedir.

Ezanın Türkçeleştirildikten sonra aslına dönüşünün hikâyesi bu şekildedir. Tarihsel boyutunun dışında ezanın Türkçe okunmasının sosyal, dilsel, ideolojik politikalarla bir ilgisi vardır ki bu mesele günümüzde de tartışılıyor. Öncelikle ezanı Türkçeye dönüştürme fikrinde milliyetçilik akımının etkisi yadsınamaz. Sonra öztürkçeci mantık var. Dolayısıyla o tarihte körpe Cumhuriyet’ in ideolojisine tek devlet, tek dil, tek ulus mantığına uygun icraatlar. Türkçe ezanın onaylanmasından dört yıl önce yapılan dil inkılabı da aynı zihniyetin ürünüydü. Ne var ki bu inkılapların büyük çoğunluğu halk tarafından pek benimsenmemişti. Özellikle dil ekseninde yapılan inkılapların asırlara dayanarak gelen kültürü nasıl tahrip ettiği zamanla daha iyi anlaşıldı. Belli bir güruh dışında dil inkılabının çarpık bir zihniyetin tezahürü olduğu dile getirildi. Son yıllarda uygulanan politikalarla bu tahribatın önüne geçilmeye çalışılıyor.

Türkçe ezanın icat edilmesinde etkili olan ve Cumhuriyet’ in kurulmasına fikirleriyle etki eden Ziya Gökalp’in teorisinin ne kadar sakat olduğunu anlamak istiyorsanız Türkçülüğün Esasları adlı kitabında bir şeyler okumanız yeter. Bu mantığa binaen inşa edilen devlet zaten ne kadar tutarlı olabilirdi daha iyi anlaşılacak. Cumhuriyeti kuran kadroda ırkçılığın tesirinin kuvvetli olduğunu (Özellikle Araplara karşı) da belirterek şahıslara yönelik de bir eleştiri getirelim.

Toparlamamız gerekirse ezanın Türkçeye dönüştürülmesi cumhuriyetin kurucu kadrosunun (başka inkılaplarda da gördüğümüz gibi) çarpık bir inkılapçılığa teslim olmasından ötürüdür. Bir dönem toplum içinde yandaş bulmuş olabilir lakin zamanla çözülme yoluna gitmiş bugün bunların tümüyle tutarsız olduğu neredeyse tamamen ortaya çıkmıştır. Ezan da maalesef 18 yıl boyunca bu zihniyetten ötürü belki de tarihinin en dramatik dönemini geçirmiştir. Bugün bile ezanın Türkçeyle okunmasını savunacak zihniyetler aramızda. Ömürleri vefa ederse belki bir gün onlar da anlarlar. Her şey bir yana Türkçe ezan bugün tarihe karışıp tarih sahifelerindeki yerini almıştır. Dönüp de bakmalı geçen yıllara. Ezanın orijinal haline döndürülmesi için çaba sarf edenler kuvvetli bir tebriki hak ediyorlar. Onlara da saygımızı esirgemeyelim.

M.Sait Aktaş

Diyanet tarafından düzenlenen yaz Kur'an kursları başlıyor

Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen yaz Kur'an kursları, 20 Haziran'da başlayacak.

AA'dan alınan bilgiye göre, üç dönem şeklinde gerçekleştirilecek kurslar için 13 Haziran'da başlayan ilk dönem kayıtları 26 Haziran'a kadar yapılacak.

Kurslara, her yaş grubundan öğrencinin yanı sıra yetişkinler de katılabilecek. Ayrıca yaz döneminde 4-6 yaş sınıfları da açılabilecek. Sınıflar, kayıt olanların yaşları ve bilgi seviyeleri göz önüne alınarak oluşturulacak.

Kurslarda, Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenen şartları taşıyan öğreticiler görev yapacak.

Öte yandan Kur'an kurslarından mevsimlik işçilerin çocuklarının faydalanması amacıyla söz konusu işçilerin bulunduğu yerlerde de faaliyet yapılacak, kurs açılacak.

TEMA: "SEVGİ"

Öğrencilere Kur'an öğretilirken "sevgi" teması üzerinden yola çıkılacak. Allah ve peygamber sevgisinin yer aldığı ayetler mealleriyle okunacak ve İslam'ın sevgi anlayışı çocuklara kazandırılmaya çalışılacak.

Üç ayrı dönem şeklinde gerçekleştirilecek kurslarda birinci dönem için 13 Haziran'da başlayan kayıtlar 26 Haziran'da sona erecek. İkinci dönem kayıtları 11-24 Temmuz, üçüncü dönem kayıtları ise 1-14 Ağustos'ta yapılabilecek.

Yaz Kur'an kursları 20 Haziran Pazartesi günü başlayacak.

> Coupe görünümlü 4 kapılı. 

> Unutulmaz replikler 

> En komik video 

> Devlet-i Aliye-i Osmaniye 

Damga Vuranlar - t:@gundemizkimdir


   Bediüzzaman Said Nursî, 1878'de Bitlis vilayetine bağlı Hizan ilçesi Nurs köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunda çevresindeki medreselerde eğitim gördü. Kendisinde görülen harikulade zeka ve hafıza sebebiyle önceleri Molla Said-i Meşhur diye tanındı. Daha sonra "Zamanın Harikası" anlamında "Bediüzzaman" ünvanıyla şöhret buldu. 

   Talebelik yıllarında temel İslamî ilimlerle ilgili 90 kitabı ezberledi. Her gece bunlardan birini tekrar ediyordu.
→ Devamı

   Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, Silistre’nin Ferhatlar köyünden olup, 1888 (1304 H.) senesinde dünyaya geldi. Babasının devrinin maruf bir siması olan dersiam ve hafız, Osman Efendi’dir. Osman Efendi tahsilini İstanbul’da tamamlamış, sonra Silistre’nin meşhur Satırlı Medrese’sinde yıllarca müderrislik yapmıştır. 

   Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’ın ceddi, İdris Bey’e dayanmaktadır.

   Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti.

   İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı.Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal,Ahmet Hamdi(Akseki),İbrahim Aşki gibi isimler vardı. İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu ...
→ Devamı



   Harezmşahlar Devleti'nin son hükümdârı. Asıl ismi Mengüberti olup lakabı Celâleddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşâh Devleti Sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Çiçek Hâtun’dur. Küçük yaştan itibâren çok iyi bir eğitim ve öğretim gördü.  

   Genç yaşta Gazne ve çevresinin vâliliğine tâyin edildi. Bundan sonra babasının bütün seferlerinde yanında bulunup, başarısına ...

   İlk Müslümanlar ilim ufukları, hakikat tutkusu ve araştırma aşklarıyla varlık ve eşyayı didik didik etmiş, çağlar boyu birer kaynak olar...

   Miladî takvimin birinci bin yıl sonu; matematik, fizik ve astronomide zirvenin yaşandığı bir dönemdir. Bu ilim dallarının hepsinde aktif ve üretkenliği ile öne çıkan, 12. asırdaki halefleri tarafından "İkinci Batlamyus" olarak adlandırılan ilim adamı İbn-i Heysem'dir.10. asrın ikinci yarısında Irak'ta -muhtemelen Basra'da- doğmuş olan İbn-i ...
→ Devamı

   Türk Edebiyatının 17.yy'daki önde gelen Mutasavvıf şairlerinden olan Niyazi Mısri 1618 yılında ( Hicri 1027) Malatya da dünyaya gelmiştir. Doğduğu yerin Soğanlı köyü olduğuna dair görüşler öne sürülse de kendi eserlerinde doğduğu yer olarak Soğanlıdan bahsetmemektedir.  

   Bazı yerli araştırmacılar Malatya civarında Aspozi denilen yerde doğduğundan söz ederler.17.yy’a ait sicil defterinde, tarihi kaynaklarda Malatya ve civarında Soğanlı diye yerleşim yerinin olmaması bu ...